5 May 2017

Pakistan Dizisi: Khuda Aur Mohabbat

Edit Yazan: ~~ 16 Yorum

  Pakistan dizileri Hint dizilerinden farklı. Onlar gibi coşkulu olmuyor genelde. Bu yüzden yarım bıraktıklarım hayli fazla.

   Ama bu dizi hem içindeki aşkın derinliğiyle, hem de gerçek gibi hissettirmesiyle diğerlerinden çok farklı.
 Elimde olsa da herkese izletebilsem.

  14 bölüm. Son dönem yeniden çekmişler aynı başrol oyuncularıyla ama ben ilk versiyonunu, orjinal olanı izledim altyazılı. 

 Günlerce aklımda müziğiyle ve Hammad'ın üzüntüsüyle gezdim. Ne olacak bu çocuğun hali diye dertlendim. 


  Aslında diziyi birkaç hafta içinde iki kez izledim desem de yeterdi ama ben anlatmak istiyorum.

  Öyle kalbime dokundu ki.

  Hammad... 
Dinin gelenek gibi yaşandığı zengin bir evde yetişmiş. Yengesinin tek derdi onu kızkardeşiyle evlendirmek.  Tabi ailesinin de. 
  Evdekilerin aksine makul, sakin, olgun biri. Tabi Allah sahabına bağışlasın pek güzel, pek bir Tarkan edalı.

   İman... 
Malvi Sab'ın, yani imamın kızı. Saygıdeğer, onurlu bu amcanın gözbebeği iki kızı var. İman ve Haya. 
  Ah be amca şu onurun, şartlanmışlıkların, millet ne derlerin...


  Dizinin ana konusu aşk elbette. Hem karakterleri, hem izleyenleri olgunlaştıran bir aşk. 
 Efsanelerden süzülmüş, modern çağa kadar beslene beslene gelmiş sanki. Nasıl da büyük, nasıl da çaresiz.


  Evet aşk var, aşkın günah olarak görüldüğü bir anlayış var, gelenekler  var, zengin fakir arasındaki uçurumlar var...

 İman, babasının mutluluğu için kendini silmiş bir kız. Kardeşi Haya da öyle. Pasifler. Zaten olay tamamen Hammad'ın etrafında gelişiyor. 


  Peki bu zengin ve zayıf inançlı çocuk, imamın dini bütün, namahremden korunmuş, peçeli kızına böyle vurulunca ne oluyor?

  Bu nasıl sevgi ya Rabbi! Bu nasıl fedakarlık, bu nasıl değişim. 
  Günbegün süzülüyor Hammad, iki büklüm oluyor. İkna etmeye çalışıyor Malvi Sab'ı. Aşkına, değiştiğine, onlara layık olacağına.

 Başarıyor mu izleyiniz görünüz. Ama mutlaka izleyiniz, izletiniz. 
  Çünkü istiyorum ki ben perişan oldum, başkaları da olsun. 














19 Nis 2017

Virginia'da Azalialar

Edit Yazan: ~~ 44 Yorum

Eee sosyal medyada o kadar Emirganlı, laleli, börtü böcüklü fotolar paylaşırsanız olacağı buydu. Soluğu bağçada aldım. Bir çiçeklerin içinde gıllanmadığım kaldı. Tenhada onu da yaparım gibime geliyor.


Ben diyeyim azalia, siz deyin ormangülü, güney Amerika'ya has bir çiçek türü bu. 



Muhteşem renk ve desenleri var. 



Toprak, nem, ıslak yaprak ve ağaç kokusu. Parfüm yapsınlar daimi müşteriyim.



Altta patlamış mısır ağacını görüyoruz. 



God's art dedim görevli bacıya. God's design de desem olurdu sanki. 
Aman en doğrusu, hey gurban olduğum Rabbim. 



Azalia zamanı ilkbahar burda. Yazın ise rose. Gül. Artık İngilizcem ilerledi tatlım mani olamıyorum.



Burası Japon bahçesiydi.




Canlı canlı... 


10 Nis 2017

Hint Dizilerindeki Klişeler

Edit Yazan: ~~ 20 Yorum


Artık her ailede Hint dizisi izleyen en az bir kişi var diye düşünüyorum. Diziye göre değişmekle birlikte bazı ailelerde bu oranı analar, kaynanalar oluşturuyor zannımca. Ben iki gruba da girmeyen bir Bollywood fanıyım. Çok dizi izledim, bazılarını yarım bıraktım, bazılarını birkaç kez izledim.

Aşkın dibine dibine vurdukları bu dizileri pek bir seviyorum.





Benim gibi sevenler içün bir tespit yazısı, sevmeyenler içün neler kaçırdığınızı görün annem yazısı, bilmeyenler içün beleşe fikir sahabı ettiren yazı. 


De hadi başlayak...




Zengininden fakirine hepsi allı pullu,  rengarenk giyinir.



Filmlerin aksine danslı sahneler pek azdır. O da şifa niyetine. 




Kızımızın şalı hep uçma ve yiğit oğlanın sıfatına yapışma eğilimindedir. Olmadı oğlan gitme demek içün şalı tutar.




İklim ne olursa olsun, evin içi 7/24 rüzgarlıdır. Perdeler uçar, saçlar dans eder. 




Oğlanın karizmasına karizma katmak için hareketleri ağır çekimle, slovmoyşınla desteklenir. Evin koridorunda slovmoyşın yürür, hatta işe bile slovmoyşın gider. 


Dizide mutlaka bir mendebur kaynana veyahut enişte, kuzen, yeğen vardır. 




Eli dursa dili durmaz, dili dursa gözüyle kötülük yapar. Hele hinliğe bak.




Mutlaka azar yiye yiye şamar oğlanına dönmüş, izlerken sizi sessizliğiyle şişiren bir gelin vardır. Bir şamar da sizin vurasınız gelir, kız bir sesin çıksın ay. 




Dizinin bazı kahramanları seyirciye açıklama zahmetine girilmeden ortadan kaybolabilir. Yahu bunun bir yeğeni, kayınçosu, görümcesi vardı dersiniz. Artık yoktur. Allah'ın işi. 




Fakirliğin kitabını kızımız, zenginliğin kitabını oğlumuz yazar. Üstelik hem zengin hem de ıhhıhahaa diye gülerek yağlı ete elleriyle girişen Erol Taş gibi vicdansızdır. 



Kızımız çok inançlıdır. Mumu, dumanı, ladusu eksik olmaz. Oğlumuz piiiii inançsız, tafralı, kaderimi kendim yazarımlı. Töbe yarabbi. 




Kız aşkını beklemektedir. Oğlan aşka inanmaz, cemaziyelevvelinden kim bilir ne olduysa aşka meşke inancı kalmamıştır.



İlk görüşte aşk? De get. Zinhar olmaz. Nefret? Hah bak bu zirvede.




Kızım gönül rızasıyla, kimsenin tesiri altında kalmadan... Cık.
 Zorla evlenecek, kaçarı yok. 




Kızımız evlenmek zorunda kalır, dans etmek zorunda kalır, oğlanın iş yerinde çalışmak zorunda kalır. Ne çektin be gülüm.




Yiğit oğlan başlarda işe mişe giderken, kızla tanıştıktan sonra iş güç hak getire. Hem kızdan nefret eder, hem dibinden ayrılmaz. 




Kız orta halli evden saray gibi eve gelin gider ama orası zindan olur annem zindan. 




Dizinin başlarında neşeyle gülen, hayat dolu kızımızın ortalarda gözyaşları ceyhun olur.




Düğünden pastayla çeyrek altınla kurtulmak mümkün değildir. Haldisiydi, yedi yeminiydi, pirinç dökmesiydi, mangalsutrasıydı, sinduruydu...
 Yok anam bitmez.




Geleneklerden öö gelir. Evlendi mi şimdi bunlar?  Heç sanmam. Kim bilir sırada ne var.



Müzik eksik olmaz. Hatta her karakterin müziği vardır. Dırınım dırınım çalıyorsa mendebur kaynana gelecek demektir. Çiftimizin müziği ise hep en güzelidir.




Zengin ve kibirli oğlanımız yavaştan zengin ve aşık oğlana dönüşür ama bir türlü kabul etmez. Ne oluyor bana hüleynnn deyip uykuları kaçar. Aşık oluyorsun yok bir şey.




Ortada aşk meşk olmadan önce bir şekilde oğlan, kızın alnına yanlışlıkla kan veya kırmızı boya sürüverir. Anam evleneceksiniz belli, neyin hinadı bu. 




Her bölüm en az bir kez, kız ve oğlan birbirine nefretini ilan eder.
Nafrat ediyorum senden nafrattt!..




Bakışmalar dizinin yarısını oluşturur. Gözlemlerime göre bu konuda zirve Maan Geet dizisinde. O bakışmalardan bir dizi daha çıkardı ama oyuncuların gözü karardı herhal.




Yüzlerce bölüm geçer de bekle ki oğlan gülsün. Yok. Gülmez.
Çünkü kibirli ve nefret doludur. Ama gülünce olay olur.




Daş kalpli, zalım oğlan sonunda kendini koyverir.




Muson yağmurlarının memleketinde daha fazla kuru kalmaları mümkün değildir. İkisi de sucuk olur. Adam ıslak ceketi kıza verir.
Şefkat abidesi mi? Yok gı ne hinlikler düşünüyor kim bilir.




Diziler en nihayetinde mutlu sonla biter.
En aşık, en romantik, ennn bir çift olurlar.





Siz de masal gibi bir dünyadan uyanıp gerçek dünyaya dönmeye çalışırsınız. Kafanızda müzikleri ve replikleriyle dizi uzun bir müddet devam eder.






Okuyanlara teşekkür, okumayanlara teessüf, atlayarak okuyanlara hayret eder, saygılar sunarım. 











Bu yazıyı sevdiyseniz hemmen şuraya tıklayınız

 Aşklı meşkli şevkli






1 Nis 2017

Amerikan Evleri

Edit Yazan: ~~ 50 Yorum

   Bacınız gene sizi düşündü. Dıştan maket gibi efendim oyuncak gibi görünen bu güzel evlerin içi, dekoru nasıl acaba?


  Burda evlerin fiyatları eyalete, bölgeye göre değişiyor. 50 bin dolara da ev var, 300-400 bin dolara da. Bu fiyatlar bu villa gibi evler için oldukça ucuz. Türk lirasına çevirerek düşünmeyin, çünkü insanlar burda dolar kazanıyor.
 Üstteki fiyatları direkt lira olarak düşündüğünüzde, bu evlerin Türkiye'de zengin muhitlerde milyarlık trilyonluk evler olduğunu ama burda bunlarda sadece zenginlerin değil orta gelirli halkın da yaşadığını görüyorsunuz.
   Lakin ev almak çok zor. Bir sürü aşama var, kredi talebi reddedilebilir, banka ikna olmazsa evi vermez, bir eve birden fazla talip çıkarsa artıları çok olana verilir falan. Anlayacağınız insan parasıynan irezil oluyoru.


  Her evde genelde iki araba var, bazılarında 3-4. Araba ve benzin çok ucuz. 20 bin dolara lüks bir araba alabilirsiniz. Yine Türk lirası olarak düşünün. Evler bahçeli olduğu için park problemi yok.


   Burda evler çok eski yapılmış. İlk zaman inanamamıştım. İnternet sitelerinde ev bulurken o evin hangi tarihte yapıldığı, hangi yıl fiyatlarının ne kadar değiştiği yazıyor. Hepsi şeffaf. Mesela alttaki ev 1946'da yapılmış.


  Evlerin içinde pek halı olmuyor. Mobilya estetiğine önem vermiyorlar. 
 Avrupa'nın aksine 3-5 çocukları oluyor genelde. O yüzden deri, büyük ama konforlu mobilyalar yaygın.


  Konfor. Amerika anlayışını tanımlayan kelime. Yakışmamış, o oraya olmamış, oyuncaklar ortadaymış, kitaplar yığılıymış önemli değil. 

 Gerçek bir Amerikan evinin içi nasılmış bakalım. 


 Her odada tavan lambası olmuyor genelde. Abajur çok yaygın. Haliyle biraz loş ışık oluyor. Alışınca çok güzel, göz yormuyor. 



Halı olsa bile yine ayakkabıyla giriyorlar.



Mutfak. Çekmemişim ama karşıda beyaz mutfak dolapları var. Yoğun renkler kullanıyorlar. Hatta başka bir evde odanın biri bordoydu. 



Dinner room diye bir kavram var. Yani yemek odası. Masa ayrı bir bölümde oluyor. 




Evin sahibi güleryüzlü bir amcaydı. Uzun uzun sohbet etti bizimle. 


Burası da tvden belli oluyor tamamen pencereli bir oda. Bahçeye bakıyor. 


Çok eğlenceli bir dekoru vardı evin.



Bahçeye çıkıyoruz. 


Buranın olmazsa olmazı, barbekü. Bizim gibi çok seviyorlar ızgara et olayını.


Her evin arkasında büyük bahçesi oluyor. Bir şeyler ekmek yetiştirmek için değil de keyif için kullanıyorlar. 



Hadi müzik eşliğinde bir mahalle turu.