31 May 2017

Amerika'da Bazı Uygulamalar

Edit Yazan: ~~ 61 Yorum

  Keşke bizde de olsa dediğim pek çok uygulama var burda. Ara ara paylaşıyorum biliyorsunuz. 
  Bazıları öyle kolay ve önemli adımlar ki, bizim ülkede çok mu zor yapması diyorum. Hem de kadınlara, çocuklara, hayvanlara yapılan zulümler, yüz kızartıcı şeyler her geçen gün artıyorken.



   Filmlerden oldukça tanıdık gelen bu okul otobüslerini her yerde görüyorsunuz.      

  Tamamen ücretsiz. Öğrenci indirirken Stop ışığı yanıyor, önünden yola doğru bir demir açılıyor ki öğrenci yola atlamasın ve tüm bu esnada trafik duruyor. Stop ışığı söndüğünde ve demir kapandığında trafik devam ediyor.



  Evcil hayvanlar için pet hastaneleri çok yaygın. Kedimizi Türkiye'de 3-4 ayda bir yaptırılan parazit aşısı için götürdük. 
Doktor şok oldu. Biz dedi böyle iğne yapmıyoruz, eğer parazit gördüyseniz ilaç veririm ama öyle rutin iğne yok. Biraz zayıfladı kedimiz, belki parazit vardır siz ilaç verin dedik. Parazit görmediyseniz vermiyoruz dedi. Israr ederseniz tahlil yaparız, gerekli görürsek veririz. 
 Kadın kedimin karnesindeki aşılara bakınca çok şaşırdı. 
Anlayacağınız bizim ülkede aşı ve ilaç işi sektör olmuş. Her peti olan 3-4 ayda bir para ödeyip iğne yaptırıyor. Belki de boşu boşuna ilaca boğuyorlar hayvanları. Yazık. 



  Hemen her evde evcil hayvan var. Kuş balık gibi hayvanlara pek rastlamadım. Genelde kedi ve köpek oluyor. 
   Amerikalılar Avrupa'nın aksine çok çocuk sahibi oluyorlar. O yüzden evler büyük, çok odalı ve 3-4 tuvalet oluyor. 
  İlk zaman şaşırmıştık ama gözlemledikçe fark ediyoruz ki hayatı kolaylaştırmak ve insani yaşam şartları için güzel bir tarz.
  Evet çok çocuk oluyor ama hayvan da oluyor evlerde.
  Ben çocuğun psikolojik ve kişisel gelişimi için hayvan sevgisini ve sorumluluk almasını faydalı gördüğümden evde ya da bahçede hayvan beslemelerini çok olumlu buluyorum.



  Bu resim internetten ama böyle bir yerin önünden geçtim bugün, fotoğraf çekmeye fırsatım olmadı. Peki burası nedir?
   Burda pet için mağaza çok var. Hemde devasa mağazalar. Petco, Petsmart gibi marketler. 
   Hayvanlar için envai çeşit yiyecek ve ürün var ama kedi köpek satmıyorlar. Pet shop yok yani. 
 Peki pet isteyen ne yapıyor? 
Bağış yapıyorsunuz, karşılığında şu fotoğraftaki yerler, yani Animal Adoption (Kelime anlamı kabul etme, evlat edinme demek) size hayvan buluyorlar.



 Burada cep telefonu hattı aldığınızda yaşadığınız eyaletten alıyorsunuz. 
 Diyelim birini aradınız, numaranızla beraber hangi eyaletten aradığınız da görünüyor telefonda. Bu sizi arayanlar için de geçerli.



 Trafik ışıkları bizdeki gibi arabanın dibinde değil. Şahsen ben bazen yana eğilip bakıyordum görmek için. Burda ise tam karşınızda. Rahat rahat görüyorsunuz.



  Birkaç hafta önce bütün telefonlara bu mesaj düştü. Üstelik bildiğimiz normal mesaj gibi değil de, telefonda daha önce hiç duymadığımız bir sesle ve siyah ekranda doğrudan görünen türden. 
Neydi bu Amber alarmı?

Amber alarmı şu demek;

  90'lı yıllarda 9 yaşındaki Amber Hagermen Teksas'taki evinin çevresinde bisiklete binerken komşularının gözü önünde, zorla bir arabaya bindirilerek kaçırılmış. O dönemde böyle bir sistem olmadığından zamanında hareket edilememiş ve çocuk dört gün sonra ölü bulunmuş. 
  
  Bu olay üzerine bu sistem oluşturulmuş ve adına "Amber alarmı" denilmiş.
Başka çocukların zarar görmeden evlerine dönebilmesi için oluşturulan bu sistem çok hızlı etkisini gösteriyor. 
   Herhangi bir çocuk kaçırıldığında, şüpheli kişi ya da araçla ilgili, hiçbir bilgi yoksa en azından kaçırılan çocukla ilgili bilgiler anında mesajlar, radyolar, tv'ler ya da ışıklı levhalarla halka bildiriliyor. Milyonlarca insan aynı anda kayıp çocuktan ve bilgilerden haberdar oluyor.

  Bu sistemle pek çok çocuk kurtarılmış. Örneğin, California'da iki genç kız kaçırılmış. Bu gençler daha önce başka bir kaçırma olayından aranmakta olan şahsın elinden, halkın polise verdiği bilgiler sayesinde kurtarılmış ve kaçıran şahıs vurularak öldürülmüş. 
  
  Evet burası hiç suç işlenmeyen bir ülke değil, zaten insanın olduğu her yerde az veya çok suç ihtimali vardır. 
  Ama telefonumuza düşen bu mesaj gibi suç ve suçluyla baş etmek için tüm imkanları kullanan ve insanları sadece yürek yangınıyla bırakmayan bir ülke. 

  Bizim ülkemizde nice acı örnekler var ki, zamanında müdahale edilememesi, kaçıran kişinin birkaç yıl hapis yatıp çıkması veya iyi halden cezasının azalması gibi ihtimaller yüzünden aileler canının acısıyla kalıyor.

  Geçen gün otobanda kocaman bir tabelada bir kız çocuğu fotoğrafı gördüm. Kaçırılmış. Yanında da şüpheli kadının fotoğrafı ve adı vardı. Gelen geçen milyonlarca insan görüyor.

   Evet keşke bizde de huzur ve güven adına daha çok önlem alınsa. İnsanımızın buna çok ihtiyacı var.

 

 Ülkemizde kütüphaneler çok sönük malesef.  
  Ortaokul zamanımda çok kitap alırdım, o günlerde bile pek kimse olmazdı çünkü bakımlı ve özendirici yerler değildi.
 Burası evime yakın küçük sıradan bir kütüphane. 
  İçine girdiğimde çok şaşırdım. Aileli çocuk oyun bölümü var, yetişkin bölümü var, kitap ve bilgisayar bölümleri ayrı. Dediğim gibi burası sıradan bir mahalle kütüphanesi. 
 Üstteki fotoğrafta sağdaki gazete ve dergiler ücretsiz. Etkinlikler, konserler var. 
  Gri kapıların solunda ise kocaman pano var. Yazın çocuklar için hangi aktiviteler olacağı yazılı. 
 Boşuna çocukları akıllı ve özgüvenli olmuyor demek ki. Küçücük çocukların bile belki de hayatında hiç tesettürlü kadın görmemiştir, beni ilk kez görüp hoş geldin deyip eve buyur ettiğini gördüm burda.    Yetişkin gibi sohbet ediyorlar sizle. Özgüvenli ama şımarık değil. 

 Kütüphanenin içi doluydu rahatsız olmasınlar diye sadece girişi çektim. 



   

Yeni dünyadan yazılar devam edecek canlar. Takip ediniz, haberdar olunuz.

Herkese Hayırlı Ramazanlar diliyorum.

  Alvarlı Efe Hazretlerinin duasıyla; 
 Allah bizi insan eyleye. 









5 May 2017

Pakistan Dizisi: Khuda Aur Mohabbat

Edit Yazan: ~~ 28 Yorum

  Pakistan dizileri Hint dizilerinden farklı. Onlar gibi coşkulu olmuyor genelde. Bu yüzden yarım bıraktıklarım hayli fazla.

   Ama bu dizi hem içindeki aşkın derinliğiyle, hem de gerçek gibi hissettirmesiyle diğerlerinden çok farklı.
 Elimde olsa da herkese izletebilsem.

  14 bölüm. Son dönem yeniden çekmişler aynı başrol oyuncularıyla ama ben ilk versiyonunu, orjinal olanı izledim altyazılı. 

 Günlerce aklımda müziğiyle ve Hammad'ın üzüntüsüyle gezdim. Ne olacak bu çocuğun hali diye dertlendim. 


  Aslında diziyi birkaç hafta içinde iki kez izledim desem de yeterdi ama ben anlatmak istiyorum.

  Öyle kalbime dokundu ki.

  Hammad... 
Dinin gelenek gibi yaşandığı zengin bir evde yetişmiş. Yengesinin tek derdi onu kızkardeşiyle evlendirmek.  Tabi ailesinin de. 
  Evdekilerin aksine makul, sakin, olgun biri. Tabi Allah sahabına bağışlasın pek güzel, pek bir Tarkan edalı.

   İman... 
Malvi Sab'ın, yani imamın kızı. Saygıdeğer, onurlu bu amcanın gözbebeği iki kızı var. İman ve Haya. 
  Ah be amca şu onurun, şartlanmışlıkların, millet ne derlerin...


  Dizinin ana konusu aşk elbette. Hem karakterleri, hem izleyenleri olgunlaştıran bir aşk. 
 Efsanelerden süzülmüş, modern çağa kadar beslene beslene gelmiş sanki. Nasıl da büyük, nasıl da çaresiz.


  Evet aşk var, aşkın günah olarak görüldüğü bir anlayış var, gelenekler  var, zengin fakir arasındaki uçurumlar var...

 İman, babasının mutluluğu için kendini silmiş bir kız. Kardeşi Haya da öyle. Pasifler. Zaten olay tamamen Hammad'ın etrafında gelişiyor. 


  Peki bu zengin ve zayıf inançlı çocuk, imamın dini bütün, namahremden korunmuş, peçeli kızına böyle vurulunca ne oluyor?

  Bu nasıl sevgi ya Rabbi! Bu nasıl fedakarlık, bu nasıl değişim. 
  Günbegün süzülüyor Hammad, iki büklüm oluyor. İkna etmeye çalışıyor Malvi Sab'ı. Aşkına, değiştiğine, onlara layık olacağına.

 Başarıyor mu izleyiniz görünüz. Ama mutlaka izleyiniz, izletiniz. 
  Çünkü istiyorum ki ben perişan oldum, başkaları da olsun. 














19 Nis 2017

Virginia'da Azalialar

Edit Yazan: ~~ 46 Yorum

Eee sosyal medyada o kadar Emirganlı, laleli, börtü böcüklü fotolar paylaşırsanız olacağı buydu. Soluğu bağçada aldım. Bir çiçeklerin içinde gıllanmadığım kaldı. Tenhada onu da yaparım gibime geliyor.


Ben diyeyim azalia, siz deyin ormangülü, güney Amerika'ya has bir çiçek türü bu. 



Muhteşem renk ve desenleri var. 



Toprak, nem, ıslak yaprak ve ağaç kokusu. Parfüm yapsınlar daimi müşteriyim.



Altta patlamış mısır ağacını görüyoruz. 



God's art dedim görevli bacıya. God's design de desem olurdu sanki. 
Aman en doğrusu, hey gurban olduğum Rabbim. 



Azalia zamanı ilkbahar burda. Yazın ise rose. Gül. Artık İngilizcem ilerledi tatlım mani olamıyorum.



Burası Japon bahçesiydi.




Canlı canlı... 


10 Nis 2017

Hint Dizilerindeki Klişeler

Edit Yazan: ~~ 20 Yorum


Artık her ailede Hint dizisi izleyen en az bir kişi var diye düşünüyorum. Diziye göre değişmekle birlikte bazı ailelerde bu oranı analar, kaynanalar oluşturuyor zannımca. Ben iki gruba da girmeyen bir Bollywood fanıyım. Çok dizi izledim, bazılarını yarım bıraktım, bazılarını birkaç kez izledim.

Aşkın dibine dibine vurdukları bu dizileri pek bir seviyorum.





Benim gibi sevenler içün bir tespit yazısı, sevmeyenler içün neler kaçırdığınızı görün annem yazısı, bilmeyenler içün beleşe fikir sahabı ettiren yazı. 


De hadi başlayak...




Zengininden fakirine hepsi allı pullu,  rengarenk giyinir.



Filmlerin aksine danslı sahneler pek azdır. O da şifa niyetine. 




Kızımızın şalı hep uçma ve yiğit oğlanın sıfatına yapışma eğilimindedir. Olmadı oğlan gitme demek içün şalı tutar.




İklim ne olursa olsun, evin içi 7/24 rüzgarlıdır. Perdeler uçar, saçlar dans eder. 




Oğlanın karizmasına karizma katmak için hareketleri ağır çekimle, slovmoyşınla desteklenir. Evin koridorunda slovmoyşın yürür, hatta işe bile slovmoyşın gider. 


Dizide mutlaka bir mendebur kaynana veyahut enişte, kuzen, yeğen vardır. 




Eli dursa dili durmaz, dili dursa gözüyle kötülük yapar. Hele hinliğe bak.




Mutlaka azar yiye yiye şamar oğlanına dönmüş, izlerken sizi sessizliğiyle şişiren bir gelin vardır. Bir şamar da sizin vurasınız gelir, kız bir sesin çıksın ay. 




Dizinin bazı kahramanları seyirciye açıklama zahmetine girilmeden ortadan kaybolabilir. Yahu bunun bir yeğeni, kayınçosu, görümcesi vardı dersiniz. Artık yoktur. Allah'ın işi. 




Fakirliğin kitabını kızımız, zenginliğin kitabını oğlumuz yazar. Üstelik hem zengin hem de ıhhıhahaa diye gülerek yağlı ete elleriyle girişen Erol Taş gibi vicdansızdır. 



Kızımız çok inançlıdır. Mumu, dumanı, ladusu eksik olmaz. Oğlumuz piiiii inançsız, tafralı, kaderimi kendim yazarımlı. Töbe yarabbi. 




Kız aşkını beklemektedir. Oğlan aşka inanmaz, cemaziyelevvelinden kim bilir ne olduysa aşka meşke inancı kalmamıştır.



İlk görüşte aşk? De get. Zinhar olmaz. Nefret? Hah bak bu zirvede.




Kızım gönül rızasıyla, kimsenin tesiri altında kalmadan... Cık.
 Zorla evlenecek, kaçarı yok. 




Kızımız evlenmek zorunda kalır, dans etmek zorunda kalır, oğlanın iş yerinde çalışmak zorunda kalır. Ne çektin be gülüm.




Yiğit oğlan başlarda işe mişe giderken, kızla tanıştıktan sonra iş güç hak getire. Hem kızdan nefret eder, hem dibinden ayrılmaz. 




Kız orta halli evden saray gibi eve gelin gider ama orası zindan olur annem zindan. 




Dizinin başlarında neşeyle gülen, hayat dolu kızımızın ortalarda gözyaşları ceyhun olur.




Düğünden pastayla çeyrek altınla kurtulmak mümkün değildir. Haldisiydi, yedi yeminiydi, pirinç dökmesiydi, mangalsutrasıydı, sinduruydu...
 Yok anam bitmez.




Geleneklerden öö gelir. Evlendi mi şimdi bunlar?  Heç sanmam. Kim bilir sırada ne var.



Müzik eksik olmaz. Hatta her karakterin müziği vardır. Dırınım dırınım çalıyorsa mendebur kaynana gelecek demektir. Çiftimizin müziği ise hep en güzelidir.




Zengin ve kibirli oğlanımız yavaştan zengin ve aşık oğlana dönüşür ama bir türlü kabul etmez. Ne oluyor bana hüleynnn deyip uykuları kaçar. Aşık oluyorsun yok bir şey.




Ortada aşk meşk olmadan önce bir şekilde oğlan, kızın alnına yanlışlıkla kan veya kırmızı boya sürüverir. Anam evleneceksiniz belli, neyin hinadı bu. 




Her bölüm en az bir kez, kız ve oğlan birbirine nefretini ilan eder.
Nafrat ediyorum senden nafrattt!..




Bakışmalar dizinin yarısını oluşturur. Gözlemlerime göre bu konuda zirve Maan Geet dizisinde. O bakışmalardan bir dizi daha çıkardı ama oyuncuların gözü karardı herhal.




Yüzlerce bölüm geçer de bekle ki oğlan gülsün. Yok. Gülmez.
Çünkü kibirli ve nefret doludur. Ama gülünce olay olur.




Daş kalpli, zalım oğlan sonunda kendini koyverir.




Muson yağmurlarının memleketinde daha fazla kuru kalmaları mümkün değildir. İkisi de sucuk olur. Adam ıslak ceketi kıza verir.
Şefkat abidesi mi? Yok gı ne hinlikler düşünüyor kim bilir.




Diziler en nihayetinde mutlu sonla biter.
En aşık, en romantik, ennn bir çift olurlar.





Siz de masal gibi bir dünyadan uyanıp gerçek dünyaya dönmeye çalışırsınız. Kafanızda müzikleri ve replikleriyle dizi uzun bir müddet devam eder.






Okuyanlara teşekkür, okumayanlara teessüf, atlayarak okuyanlara hayret eder, saygılar sunarım. 











Bu yazıyı sevdiyseniz hemmen şuraya tıklayınız

 Aşklı meşkli şevkli